Çocuk Dostu Şehirler Nasıl Olmalı?

Eğitim

Çocuk Dostu Şehirler Nasıl Olmalı?

Çocuk Dostu Şehirler Nasıl Olmalı?

Pek çok şehirli çocuk için gerçek olan, akıllı telefonlarla oyun oynamak için çok fazla zaman harcamaları. Ancak bazı şehirler, çocukların sağlıklı, girişken ve sosyal olmaları için dışarıda zaman geçirebilmeleri konusunda yenilikçi yöntemler kullanarak bu durumla savaş ediyor.

10 yaşında olduğunuzu hayal edin. Orta büyüklükte bir şehirde yaşıyorsunuz ve 5 dakikalık yürüme mesafesindeki en iyi arkadaşınızı ziyaret etmek istiyorsunuz ve onunla birlikte 10 dakika daha yürüyerek parka gitmek istiyorsunuz. Sorun şu ki, arkadaşınızla aranızda büyük, tehlikeli bir yol ve onunla da park arasında başka bir yol var. Anne babanıza yürüyüp yürüyemeyeceğinizi sorun, hem hayır diyorlar ve hem de sizi oraya götüremeyecek kadar meşguller.

Belki onun yerine arkadaşınızla SnapChat’te konuşursunuz, belki de evinizden çıkmadan kanepeye oturarak bir video oyunu oynarsınız. Bununun sonucunda dışarıya çıkıp hareket etme, mahallede komşularınızla etkileşimde bulunma ve elbette arkadaşınızla oyun oynama şansınızı kaybettiniz.

Bugün pek çok çocuk için gerçek bu. Ancak bu şekilde olmak zorunda değil.

 

No Fear: Growing Up in a Riskten Preerse Society kitabının yazarı Tim Gill, çocuk dostu bir şehrin “günlük özgürlüklere” izin veren bir şehir olduğunu ve böylece çocuğun büyüdükçe kanatlarını açabileceğini söylüyor.

Gill, “Sadece çocuk oyun alanlarının güzelliği ve kamusal oyun parkları yaratmanın yeterli olmadığını” söylüyor. Bunun sonucunda bu alanların, yetişkinler eşliğinde zorunluluktan dolayı gidilen oyun alanları olacağını savunuyor.

Gill’e göre toplumun hatası; planlama sistemlerimizin çevre, sağlık ve yaşam kalitesinden ziyade arabalar, ev yapımı ve ekonomi etrafında şekillenmesidir.

Gill, “Buna katılmayan şehir planlamacıları bulamayacaksınız” diyor ve ekliyor: “Çünkü bu konularda karar verici olan kişiler, ilerisini düşünmeye gerek duymuyor. Kısa vadeli düşünüp plan yapıyorlar.”

Arup’un (Londra merkezli uluslararası danışmanlık firması), şehirli çocuklar için beş zorluk tanımlıyor: 

1- Trafik ve kirlilik

2- Yüksek katlı yaşam ve kentsel yayılma

3- Suç, sosyal korkular ve riskten kaçınma

4- İzolasyon ve hoşgörüsüzlük

5- Şehre yetersiz ve eşitsiz erişim

Ancak dünyanın dört bir yanındaki kentsel mahallelerde, çocuk dostu tasarım ivme kazanıyor. Bu tasarım politikaları okullara ve oyun alanlarına giden tehlikeli yolların risklerini azaltmak için boya ve çevre düzenlemelerine, çocuklar için konut politikalarına ve mahalleleri bu düşüncelerle yeniden tasarlayan şehir geneli düzenlemelere kadar uzanıyor.

Tiran: Çocuklar için bir şehir inşa ediyoruz

Tiran’ın 40 yaşındaki genç belediye başkanı Erion Veliaj, “Çocukların gücünü küçümsemeyin” diyor. Bir anketin şehirdeki ebeveynlerin arabalarına çocuklarından daha fazla para harcadığını göstermesinin ardından Veliaj, bu istatistikle birlikte şehirde öncelikli yapılması gerekenleri değiştirmeye başladı.

Belediye, şehirde finansman sıkıntısı çeken işletmelere, anaokullarına ve kreşlere köhne “hapishane hücreleri”nden güzel alanlara dönüştürülmesi için sponsor oldu.

Oyun için devasa Skanderbeg Meydanı’nda tekrarlanan trafik kitlenmeleri sonucunda halkı, meydanın kalıcı olarak arabasız bir alan olmasına ikna ettiler. Her üç ayda bir yaya bölgesi ve bir caddeyi daha genişletiyorlar. Bunu ta ki şehir merkezi tamamen araçsız hale gelene kadar sürdüreceklerini söylüyorlar. Bu yapılanlarla çevre kirletici madde olan PM10 seviyesi şimdiden % 15 düşmüş durumda.

Arabanın güçlü bir statü sembolü olduğu bir şehirde değişim her zaman kolay değildir. Tiran’ın yapay gölüne büyük bir oyun alanının inşaat etmesi, şiddetli protestolara sebep oldu.

Veliaj, “Alınan kararlarda çıkarları zedelenen küçük azınlıklar çok gürültü çıkaracaktır” diyor ve ekliyor; “Burası açıldığında sessiz çoğunluğun ortaya çıkacağına güvenmelisiniz.” Sonunda da öyle oldu.

Veliaj ilk yılında 40.000 metrekarelik araziyi yasadışı oluşumların elinden alarak 31 yeni oyun alanı açtı.

 

Şehirdeki ormanlardan biri, ailelerin belli bölgelere ektiği, çocuklara ait “doğum günü ağaçları” ile dolu. “Diğer ülkeler beton duvarlardan söz ediyorken, biz şehrin oksijen miktarını artırmak için ağaçtan duvarlar örüyoruz,” diyor Veliaj. Ağaçların yüzde 60’ı vatandaşlar ya da şirket arabası başına iki ağaç diken işletmeler sayesinde ekilmiş. Yürüyüş yapmak, bisiklet sürmek ve toplu taşıma kullanımı için uygunlaştırılmış bir şehir meydanı daha olacak.

Tiran’da ayrıca, genç temsilcilerin belediye başkanı ile buluşup tartıştığı ve elde ettiği verileri okula geri götürdüğü “çocuklar için şehir meclisi” bulunuyor. Veliaj, “Çocuklar ile ilgili harika olan şey, gizli bir niyetleri olmaması,” diyor. “Üstelik ebeveynlerini geri dönüşüm yapmaya, yürüyüşe çıkmaya ve okula bisikletle gitmeye ikna etmek konusunda en başarılı savunucular onlar.”

Çocuklar için en sevimsiz şehir Roterdam ne yapıyor?

2006 yılında bir çocuğun büyümesi için en az çekici olan şehirler arasında sonuncu olan Rotterdam, o zamandan beri çocuk dostu bir şehir inşa etmeye çabalıyor. Düşük gelirli mahallelerdeki kamusal alanların, konutların ve güvenli trafik yollarının iyileştirilmesi için şu ana kadar 15 milyon € (13.2 milyon £) harcadı.

Şehir parkı ormanındaki açık bir alan, doğal bir oyun alanına dönüştürüldü. Bu sayede çocuklar binasız, doğal bir çevrede oynama şansına sahipler. Çocuklar “doğal alanın biyo çeşitliliğinin tadını çıkarabiliyor; sığnaklar, sallar yapıp ateş yakabiliyor ve kamp kurabiliyorlar. Park şimdilerde yılda tam 35.000 ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor.

Bazı okulların bahçeleri; bahçe işlerinden spor tesislerine kadar her şeyi içeren, yüksek kaliteli ve oynanabilir halka açık alanlara dönüştürüldü. Bu durum, çocukların hayatı daha geniş bir topluluk içinde deneyimlemelerine olanak sağlıyor.

Tarihsel olarak yüksek düzeyde sosyal konutlara sahip bir şehir olan Rotterdam, devlet destekli soylulaştırma  programına başladı. Şehrin Gelecek Vaat Eden Yerler programı, daha varlıklı, yüksek eğitimli genç aileleri korumak için daha önceki çalışmalara dayanıyor.

Şehir merkezinin çevresindeki semtlerde bol miktarda yeşil alan, oyun alanları ve bölge başına iki mükemmel puan alan okul hedefiyle yüzlerce yeni, müstakil aile evi inşa ediliyor. Daha önce kiralanan mülkler gelecek vaat eden bölgelerde satılıyor ve ailelere ev iyileştirmeleri için destek verildi.

Droomstraat (rüya sokakları) programıyla, şehirde yaşayanların cadde-sokak iyileştirmeleri için teklif vermelerine ve tasarlamalarına olanak sağlıyor.

İyileştirmeler işe yarıyor gibi görünüyor: raporlara göre insanların artık Rotterdam’da aileleriyle yaşıyorlar ve yeni evler inşa etmekte istekliler.

Bogota: Çocuklar için bir şehir kurarsak, herkes için başarılı bir şehir kurmuş oluruz.

Bogota’nın eski belediye başkanı Enrique Peñalosa bir keresinde şöyle demişti: “Çocuklar bir tür gösterge türüdür. Çocuklar için başarılı bir şehir kurabilirsek, herkes için başarılı bir şehre sahip olacağız.”

Şehrin kamusal alanlarını daha adaletli hale getirmek için yapılan çalışmalar, Peñalosa’nın iddialı “metrobüs” planının, bisiklet şeritlerinin ve 1200 adet park ve oyun alanının tanıtımıyla yirmi yıl önce başladı.

Şehrin en yoksul bölgelerinden Ciudad Bolívar’da, topluluk üyeleri Bernard van Leer Vakfı’na ait ve 95 cm’den kısa insanlar için kamusal alanı iyileştirmeye yönelik bir girişim olan “Urban 95” (Şehir 95) ile birlikte çalışıyorlar. Yüksek suç oranlarına ve az yeşil alana sahip bölgede, bölge sakinleri topluca bir yürüyüş yapıp tehlike noktalarını tespit ettiler ve bununla nasıl mücadele edeceklerini belirlediler.

Anaokulu, okul ve park arasında bir güzergah belirlemek; trafik hızını düşürmek ve yeni oyun alanı yaratmak için sokak resimleri ve çiçekler kullanıldı. Bu sırada binalar parlak renklere boyandı. Asıl fikir, “tedbirli şehircilik” anlayışını esas alarak basit değişiklikleri denemek ve işe yaradıkları takdirde bu değişiklikleri kalıcı hale getirmek.

Bu planları geliştiren halk, yapılan değişimleri sahiplenmeye ve yeni imkanları kullanmaya teşvik ediliyor – aksi takdirde şehir bunları sürdüremez.

Bogotá’nın teleferik sistemini işleten şirket, dört duraklı dağ yolu güzergahının 24 sütunu etrafındaki bölgede aynı fikirleri hayata geçirmeyi planlıyor. Önerilen yeniliklerden bazıları, bebek emzirme ve oyun alanları ile yaşlılar için merkezler yapmak. Şehrin metrobüs sisteminden sorumlu olan şirket de benzer planları kabul etmeyi düşündüğü söyleniyor.

Yaz aylarında hava sıcaklığının çoğu zaman 27 dereceyi aştığı Lexington’da sıcak gün sayısı bol. Aileler Thoroughbred Parkı’ndaki fıskiyelerde serinlemeye çalışarak kuralları çiğniyorlardı – ancak belediye meclisi onları cezalandırmak yerine, dinlemeye karar verdi.

2015 yılında Gehl Stüdyo, şehir için bir kamusal alan araştırması gerçekleştirdi ve özellikle oyun ve su içeren, aile dostu açık alana yönelik gizli bir talep olduğunu keşfetti. Bunu takip eden yaz mevsiminde, Northeastern Parkı yakınındaki çimenlere bir su parkı kuruldu ve etkisi inanılmaz oldu.

Bu geçici su parkı şehrin dört bir yanından insanları çekmeyi başardı. Alanda, dans eden bir fıskiyenin yanı sıra piknik masaları, plaj şemsiyeleri ve tekerlekli sandalye rampalarına sahip soyunma odaları ve tuvaletler de vardı.

İnsanlar bölgeye akın etti: Yürüyerek ya da arabayla geldiler, içi yemek ve içecek dolu soğutucular getirdiler yanlarında, şemsiyenin altında oturup çocuklarının oyunlarını izlediler. Parka daha önce hiç gelmemiş insanların orada olmak için bir sebebi vardı. Parkta komşularıyla karşılaştılar.

Parkın gündüz ziyaretçi sayısı üç katına çıktı. Park ziyaretçilerinin %80’i daha önce hiç gelmemiş veya az gitmiş insanlardı. Bu uygulamadan önce, ziyaretçilerin çoğu beş blokluk bir mesafeden geliyordu.

Vancouver: Doğru politikalarla şehir merkezinde yaşayan çocuk sayısını iki katına çıkardı

Vancouver’ın 1990’larda ortaya koyduğu aile dostu yerleşim politikaları sayesinde 2001-2011 yılları arasında şehir merkezinde yaşayan çocukların sayısı iki katına çıktı. Şehirdeki yüksek yoğunluklu konut alanlarının çeyreği aileler için tasarlanıyor. Tasarımlar; ortak depolama alanı, alt katlarda aile evleri ve oyun alanları, doğal ışık ve su ile kum oyunları için olanakları içeriyor. Oluşturulan bu yerler aynı zamanda okulların, kreşlerin ve marketlerin yarım mil yakınında bulunmak ve güvenli yürüyüş yollarına sahip olmak zorunda.

Bu politikalar; sosyalleşmenin her yaştan insan için önemli olduğunu kabul ediyor, okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocukların akranlarıyla oynaması için yeterli miktarda oyun alanı sağlanmasını ve ergenlerin de görmezden gelinmesinin bir hata olduğunu söyleyerek, onlar için de topla oynanan oyunlar için oyun alanları yaratımlalı diyor.

Vancouver, bu kriterleri kullanarak önceden sanayi arazisi olan bir bölgeye River District’i (nehir bölgesi) inşa ediyor. Burası 25 dönümlük park alanına sahip olacak ve parkın üçte birinden fazlası ailelere yönelik olacak. Bir ilkokul, bir sosyal merkez ve dört tane de çocuk bakım merkezi içerecek. River District’te lüks, yüksek katlı dairelerin yanı sıra neredeyse 250 adet uygun fiyatlı konut bulunacak ve bunların en az yüzde 60’ı ailelere için olacak.

Vancouver’ın konutlandırma stratejisi şehirdeki zorlu alım gücü koşullarını alt etmek amacını taşıyor. On yıllık bir sürede, yüzde 40’ı aileler için olan ve üçte ikisi de kiralanmak üzere 72.000 yeni ev tasarlandı. Bunların yarısı, geliri 80.000 dolarlık ortalamanın altında olan aileler için yapıldı.

 

Kaynak: //www.theguardian.com/cities/2018/feb/28/child-friendly-city-indoors-playing-healthy-sociable-outdoors?utm_campaign=Education&utm_content=67834682&utm_medium=social&utm_source=twitter&utm_source=t.co&utm
_medium=http%3A%2F%2Fowl.li%2Fm0Ej30bumcY&utm_campaign=youtube%20video